Özel okul öğretmenliği Türkiye'de yıllardır garip bir yerde duruyor. Yaptığı iş öğretmenlik, sorumluluğu öğretmenlik, velinin karşısında öğretmen, öğrencinin karşısında öğretmen; fakat çalışma koşullarına gelince bazı kurumlarda öğretmenden çok özel sektör çalışanı muamelesi görüyor.
MEB'in 2026-2027 genelgesinde özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim personelinin sözleşmeyle belirlenen özlük haklarının yerine getirilip getirilmediğinin denetleneceği ve şikâyetlerin takip edileceği özellikle belirtilmiş. Bu iyi bir şey. Ama mesele zaten yönetmelikte ne yazdığından çok sahada ne olduğuyla ilgili. Öğretmen hakkını aradığında gelecek yıl sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğini düşünüyorsa, kâğıt üzerindeki hak ile gerçek hayattaki hak arasında ciddi fark vardır.
Özel okulların da ekonomik gerçekleri var, bunu yok saymıyorum. Her özel okul milyonlar kazanan dev bir zincir değil. Ama kurumun ekonomik problemi çalışan öğretmenin güvencesizliği üzerinden çözülemez. “Piyasada öğretmen çok, yerine başkasını buluruz” mantığı hem öğretmeni değersizleştiriyor hem uzun vadede eğitimin niteliğine zarar veriyor.
Bir okul veliden eğitim hizmeti için ciddi ücretler alıyorsa o eğitimi veren öğretmenin çalışma koşullarının da sistemin önceliklerinden biri olması gerekir. Binanın girişine mermer yaptırıp reklam bütçesini büyütürken öğretmenin maaşını maliyet kalemi olarak görmek eğitim kurumu mantığı değil. Sonuçta özel okulun eğitimi dediğimiz şey de eninde sonunda sınıftaki öğretmenin yaptığı iş.
MEB'in 2026-2027 genelgesinde özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim personelinin sözleşmeyle belirlenen özlük haklarının yerine getirilip getirilmediğinin denetleneceği ve şikâyetlerin takip edileceği özellikle belirtilmiş. Bu iyi bir şey. Ama mesele zaten yönetmelikte ne yazdığından çok sahada ne olduğuyla ilgili. Öğretmen hakkını aradığında gelecek yıl sözleşmesinin yenilenip yenilenmeyeceğini düşünüyorsa, kâğıt üzerindeki hak ile gerçek hayattaki hak arasında ciddi fark vardır.
Özel okulların da ekonomik gerçekleri var, bunu yok saymıyorum. Her özel okul milyonlar kazanan dev bir zincir değil. Ama kurumun ekonomik problemi çalışan öğretmenin güvencesizliği üzerinden çözülemez. “Piyasada öğretmen çok, yerine başkasını buluruz” mantığı hem öğretmeni değersizleştiriyor hem uzun vadede eğitimin niteliğine zarar veriyor.
Bir okul veliden eğitim hizmeti için ciddi ücretler alıyorsa o eğitimi veren öğretmenin çalışma koşullarının da sistemin önceliklerinden biri olması gerekir. Binanın girişine mermer yaptırıp reklam bütçesini büyütürken öğretmenin maaşını maliyet kalemi olarak görmek eğitim kurumu mantığı değil. Sonuçta özel okulun eğitimi dediğimiz şey de eninde sonunda sınıftaki öğretmenin yaptığı iş.