pisa, OECD tarafından yürütülen ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin matematik, fen ve okuma alanlarında öğrendiklerini gerçek yaşam problemlerine ne kadar aktarabildiklerini değerlendirmeyi amaçlayan uluslararası öğrenci değerlendirme programıdır.
adı “Programme for International Student Assessment” ifadesinin kısaltmasıdır.
pisa'yı klasik okul sınavından ayıran önemli noktalardan biri öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığını ölçmeye çalışmamasıdır.
bir formülü ezberlemekten çok, o formülün gerçek bir problemde nasıl kullanılacağını görmek ister.
bu nedenle pisa sonuçları açıklandığında aslında eğitim sistemlerinin çocuklara ne kadar bilgi yüklediğinden ziyade, çocukların o bilgiyle ne yapabildiği tartışılır.
türkiye açısından tabloya pembe gözlükle bakmaya gerek yok.
pisa 2022'de türkiye'nin ortalama puanı matematikte 453, okumada 456, fende 476 oldu. aynı alanlarda OECD ortalamaları sırasıyla 472, 476 ve 485'ti. yani Türkiye üç temel alanda da OECD ortalamasının altında kaldı. matematikte öğrencilerin yüzde 61'i en az temel yeterlilik kabul edilen seviye 2'ye ulaşırken OECD ortalaması yüzde 69'du. üst düzey matematik performansına ulaşan öğrencilerin oranı Türkiye'de yüzde 5, OECD ortalamasında ise yüzde 9'du.
bu tabloyu “her şey berbat” diye okumak da doğru değil.
OECD verilerine göre Türkiye'nin matematik ve fen sonuçları uzun dönem perspektifinde geçmişteki birçok PISA uygulamasından daha iyi durumda. hatta uzun vadeli gelişim açısından olumlu ilerleme gösteren ülkeler arasında bulunuyor.
ama şu gerçek değişmiyor: hâlâ ortalamanın altındayız.
bence daha önemlisi, her PISA sonucundan sonra birkaç gün “kaçıncı olduk?” tartışması yapıp sonra aynı eğitim düzenine devam etmemiz.
mesele Finlandiya'nın, Singapur'un veya Japonya'nın kaç puan aldığı değil.
asıl soru şu:
bizim öğrencimiz neden karşısına alışık olmadığı bir problem çıktığında zorlanıyor?
çünkü yıllarca sınav sistemimiz öğrenciyi çoğunlukla doğru cevabı bulmaya hazırladı. soru sormaya, gerekçelendirmeye, farklı çözüm üretmeye ve hata üzerinden düşünmeye aynı ağırlığı vermedik.
ezberleyip sınavdan sonra unutulan bilgiyle gerçek yaşam problemi çözülmüyor.
PISA'nın bize söylediği şeylerden biri de tam olarak bu.
sınav sonucunu eleştirmek kolay.
daha zor olan, o sonucu üreten eğitim kültürünü değiştirmek.
adı “Programme for International Student Assessment” ifadesinin kısaltmasıdır.
pisa'yı klasik okul sınavından ayıran önemli noktalardan biri öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlayıp hatırlamadığını ölçmeye çalışmamasıdır.
bir formülü ezberlemekten çok, o formülün gerçek bir problemde nasıl kullanılacağını görmek ister.
bu nedenle pisa sonuçları açıklandığında aslında eğitim sistemlerinin çocuklara ne kadar bilgi yüklediğinden ziyade, çocukların o bilgiyle ne yapabildiği tartışılır.
türkiye açısından tabloya pembe gözlükle bakmaya gerek yok.
pisa 2022'de türkiye'nin ortalama puanı matematikte 453, okumada 456, fende 476 oldu. aynı alanlarda OECD ortalamaları sırasıyla 472, 476 ve 485'ti. yani Türkiye üç temel alanda da OECD ortalamasının altında kaldı. matematikte öğrencilerin yüzde 61'i en az temel yeterlilik kabul edilen seviye 2'ye ulaşırken OECD ortalaması yüzde 69'du. üst düzey matematik performansına ulaşan öğrencilerin oranı Türkiye'de yüzde 5, OECD ortalamasında ise yüzde 9'du.
bu tabloyu “her şey berbat” diye okumak da doğru değil.
OECD verilerine göre Türkiye'nin matematik ve fen sonuçları uzun dönem perspektifinde geçmişteki birçok PISA uygulamasından daha iyi durumda. hatta uzun vadeli gelişim açısından olumlu ilerleme gösteren ülkeler arasında bulunuyor.
ama şu gerçek değişmiyor: hâlâ ortalamanın altındayız.
bence daha önemlisi, her PISA sonucundan sonra birkaç gün “kaçıncı olduk?” tartışması yapıp sonra aynı eğitim düzenine devam etmemiz.
mesele Finlandiya'nın, Singapur'un veya Japonya'nın kaç puan aldığı değil.
asıl soru şu:
bizim öğrencimiz neden karşısına alışık olmadığı bir problem çıktığında zorlanıyor?
çünkü yıllarca sınav sistemimiz öğrenciyi çoğunlukla doğru cevabı bulmaya hazırladı. soru sormaya, gerekçelendirmeye, farklı çözüm üretmeye ve hata üzerinden düşünmeye aynı ağırlığı vermedik.
ezberleyip sınavdan sonra unutulan bilgiyle gerçek yaşam problemi çözülmüyor.
PISA'nın bize söylediği şeylerden biri de tam olarak bu.
sınav sonucunu eleştirmek kolay.
daha zor olan, o sonucu üreten eğitim kültürünü değiştirmek.