Her eğitim öğretim yılında tekrar önümüze gelen mesele. MEB ücretsiz kitapları dağıtıyor ve 2026-2027 genelgesinde Bakanlıkça ücretsiz dağıtılan kaynaklar dışındaki materyallerin okullarda kullandırılmaması açık şekilde belirtiliyor. Bu yıl 283 milyondan fazla ücretsiz ders kitabı dağıtılıyor. Velinin sürekli kitap, deneme, soru bankası almaya zorlanmasının önüne geçilmeye çalışılması bence doğru.
Ama işin öğretmen tarafında başka bir gerçek var. Her ders kitabı her sınıfa yetmiyor. Aynı kitap İstanbul'un merkezindeki öğrencide de kullanılıyor, imkânları çok daha sınırlı bir ilçede de. Bir sınıfın öğrencileri konuyu hemen kavrıyor, diğerinde ciddi öğrenme eksikleri var. Öğretmen bazen daha fazla soru, daha farklı anlatım veya seviyeye göre hazırlanmış ek materyal istiyor. Burada öğretmenin elini tamamen bağlamak da çözüm değil.
Asıl karşı çıkılması gereken şey öğretmenin kaynak kullanması değil, kaynağın ticarete dönüşmesi. “Şu yayınevinin şu kitabını herkes yarına kadar alacak” denmesi ayrı mesele; öğretmenin farklı kaynaklardan soru seçmesi, çalışma kâğıdı hazırlaması ayrı mesele. Hele velinin maddi durumunu düşünmeden yüzlerce, binlerce liralık kaynak listesi vermek zaten savunulacak bir şey değil.
Bence orta yol gayet basit: Bakanlık kitapları temel kaynak olur, öğretmen gerek gördüğünde ücretsiz ve erişilebilir ek materyal kullanabilir. Çünkü öğretmenin sınıfının ihtiyacını görüp ona göre materyal seçebilmesi de öğretmenliğin bir parçası. Merkezi olarak “her şeyi verdik, başka hiçbir şeye ihtiyaç yok” demek sınıftaki gerçekliğin her zaman karşılığı olmuyor.
Ama işin öğretmen tarafında başka bir gerçek var. Her ders kitabı her sınıfa yetmiyor. Aynı kitap İstanbul'un merkezindeki öğrencide de kullanılıyor, imkânları çok daha sınırlı bir ilçede de. Bir sınıfın öğrencileri konuyu hemen kavrıyor, diğerinde ciddi öğrenme eksikleri var. Öğretmen bazen daha fazla soru, daha farklı anlatım veya seviyeye göre hazırlanmış ek materyal istiyor. Burada öğretmenin elini tamamen bağlamak da çözüm değil.
Asıl karşı çıkılması gereken şey öğretmenin kaynak kullanması değil, kaynağın ticarete dönüşmesi. “Şu yayınevinin şu kitabını herkes yarına kadar alacak” denmesi ayrı mesele; öğretmenin farklı kaynaklardan soru seçmesi, çalışma kâğıdı hazırlaması ayrı mesele. Hele velinin maddi durumunu düşünmeden yüzlerce, binlerce liralık kaynak listesi vermek zaten savunulacak bir şey değil.
Bence orta yol gayet basit: Bakanlık kitapları temel kaynak olur, öğretmen gerek gördüğünde ücretsiz ve erişilebilir ek materyal kullanabilir. Çünkü öğretmenin sınıfının ihtiyacını görüp ona göre materyal seçebilmesi de öğretmenliğin bir parçası. Merkezi olarak “her şeyi verdik, başka hiçbir şeye ihtiyaç yok” demek sınıftaki gerçekliğin her zaman karşılığı olmuyor.