bazılarının hâlâ “öğretmen yapay zeka kullanıyorsa tembeldir” diye baktığı mesele.
bence tam tersine yakın zamanda yapay zeka kullanmayı bilmeyen öğretmenin ciddi anlamda zorlanacağı bir döneme giriyoruz.
çünkü mesele chatgpt'ye “bana ders planı hazırla” yazıp çıkan şeyi okumadan sınıfa götürmek değil.
onu zaten yapay zeka kullanmak olarak bile görmüyorum.
o doğrudan kopyala-yapıştır öğretmenliği.
ama düşünelim.
elinizde seviyesi birbirinden farklı 20 öğrenci var.
aynı konu için üç farklı seviyede çalışma kağıdı hazırlayabilirsiniz.
bir öğrencinin anlayamadığı konuyu farklı örneklerle yeniden anlatabilirsiniz.
bir metni özel eğitim öğrencisine uygun biçimde sadeleştirebilirsiniz.
bir ders için saniyeler içerisinde 30 farklı soru fikri üretebilirsiniz.
görsel hazırlayabilirsiniz.
hikâye oluşturabilirsiniz.
etkinlik çeşitlendirebilirsiniz.
öğrenciye anlık geri bildirim verebilirsiniz.
ve bütün bunları yapabilecek bir araç önünüzde dururken öğretmene,
“ama eskiden biz kendimiz hazırlıyorduk”
demek bana biraz hesap makinesine karşı çıkıp abaküs savunmak gibi geliyor.
eskiden öğretmen tepegöz de kullanıyordu.
sonra projeksiyon geldi.
akıllı tahta geldi.
internet geldi.
youtube geldi.
şimdi yapay zeka geliyor.
araç değişiyor.
öğretmenin görevi değişmiyor:
öğrenciye doğru şeyi, doğru şekilde öğretmek.
burada asıl tartışılması gereken öğretmenin yapay zeka kullanıp kullanmaması değil, nasıl kullandığı.
çünkü yapay zekanın verdiği her bilgi doğru değil.
hazırladığı her soru kaliteli değil.
ürettiği her etkinlik pedagojik olarak uygun değil.
öğretmenin burada görevi zaten tam olarak başlıyor.
seçecek.
kontrol edecek.
düzeltecek.
uyarlayacak.
yani yapay zekayı öğretmenin yerine koymayacak, öğretmenin yanına koyacak.
bir öğretmen 40 dakika uğraşıp hazırlayacağı rutin bir çalışma kağıdını 5 dakikada hazırlıyorsa kalan 35 dakikasını öğrencileri için kullanabilir.
ben burada ahlaki bir problem göremiyorum.
aksine verimlilik görüyorum.
ama eğitim camiasında garip bir çalışma kültürü var.
bir şeyi ne kadar zor yapıyorsanız o kadar değerli kabul ediliyor.
üç saat uğraştın:
“emeğine sağlık hocam.”
aynı şeyi yapay zeka ile 15 dakikada yaptın:
“hazıra alışmışsınız.”
neden?
sonuç aynıysa, hatta daha iyiyse neden üç saatimi harcamak zorundayım?
öğretmenin görevi yorulmak mı, öğretmek mi?
bence asıl soru bu.
bundan birkaç yıl sonra öğretmenleri “yapay zeka kullananlar ve kullanmayanlar” diye ayırmayacağız bile.
tıpkı bugün “internet kullanan öğretmen” diye ayrı bir kavram kullanmadığımız gibi.
herkes kullanacak.
esas fark, iyi kullanan ile kötü kullanan arasında olacak.
bence tam tersine yakın zamanda yapay zeka kullanmayı bilmeyen öğretmenin ciddi anlamda zorlanacağı bir döneme giriyoruz.
çünkü mesele chatgpt'ye “bana ders planı hazırla” yazıp çıkan şeyi okumadan sınıfa götürmek değil.
onu zaten yapay zeka kullanmak olarak bile görmüyorum.
o doğrudan kopyala-yapıştır öğretmenliği.
ama düşünelim.
elinizde seviyesi birbirinden farklı 20 öğrenci var.
aynı konu için üç farklı seviyede çalışma kağıdı hazırlayabilirsiniz.
bir öğrencinin anlayamadığı konuyu farklı örneklerle yeniden anlatabilirsiniz.
bir metni özel eğitim öğrencisine uygun biçimde sadeleştirebilirsiniz.
bir ders için saniyeler içerisinde 30 farklı soru fikri üretebilirsiniz.
görsel hazırlayabilirsiniz.
hikâye oluşturabilirsiniz.
etkinlik çeşitlendirebilirsiniz.
öğrenciye anlık geri bildirim verebilirsiniz.
ve bütün bunları yapabilecek bir araç önünüzde dururken öğretmene,
“ama eskiden biz kendimiz hazırlıyorduk”
demek bana biraz hesap makinesine karşı çıkıp abaküs savunmak gibi geliyor.
eskiden öğretmen tepegöz de kullanıyordu.
sonra projeksiyon geldi.
akıllı tahta geldi.
internet geldi.
youtube geldi.
şimdi yapay zeka geliyor.
araç değişiyor.
öğretmenin görevi değişmiyor:
öğrenciye doğru şeyi, doğru şekilde öğretmek.
burada asıl tartışılması gereken öğretmenin yapay zeka kullanıp kullanmaması değil, nasıl kullandığı.
çünkü yapay zekanın verdiği her bilgi doğru değil.
hazırladığı her soru kaliteli değil.
ürettiği her etkinlik pedagojik olarak uygun değil.
öğretmenin burada görevi zaten tam olarak başlıyor.
seçecek.
kontrol edecek.
düzeltecek.
uyarlayacak.
yani yapay zekayı öğretmenin yerine koymayacak, öğretmenin yanına koyacak.
bir öğretmen 40 dakika uğraşıp hazırlayacağı rutin bir çalışma kağıdını 5 dakikada hazırlıyorsa kalan 35 dakikasını öğrencileri için kullanabilir.
ben burada ahlaki bir problem göremiyorum.
aksine verimlilik görüyorum.
ama eğitim camiasında garip bir çalışma kültürü var.
bir şeyi ne kadar zor yapıyorsanız o kadar değerli kabul ediliyor.
üç saat uğraştın:
“emeğine sağlık hocam.”
aynı şeyi yapay zeka ile 15 dakikada yaptın:
“hazıra alışmışsınız.”
neden?
sonuç aynıysa, hatta daha iyiyse neden üç saatimi harcamak zorundayım?
öğretmenin görevi yorulmak mı, öğretmek mi?
bence asıl soru bu.
bundan birkaç yıl sonra öğretmenleri “yapay zeka kullananlar ve kullanmayanlar” diye ayırmayacağız bile.
tıpkı bugün “internet kullanan öğretmen” diye ayrı bir kavram kullanmadığımız gibi.
herkes kullanacak.
esas fark, iyi kullanan ile kötü kullanan arasında olacak.