Bazen öğretmenliğin asıl işinin ders anlatmak olduğunu unutuyoruz gibi geliyor. MEBBİS, e-Okul, ÖBA, kurul, komisyon, zümre, yıllık plan, bireyselleştirilmiş plan, tutanak, rapor, proje, form, değerlendirme, anket, veri girişi... Bir noktadan sonra insan kendini öğretmenden çok sisteme sürekli veri sağlayan memur gibi hissedebiliyor.
Yanlış anlaşılmasın; plansız, kayıtsız, denetimsiz eğitim olmaz. Öğretmenin yaptığı işin bir kısmının doğal olarak bürokratik tarafı olacak. Ama burada sorulması gereken çok basit bir soru var: hazırladığımız her belge gerçekten öğrencinin eğitimine katkı sağlıyor mu? Bir belge sadece “denetimde sorulursa dosyada bulunsun” diye hazırlanıyorsa orada bir problem vardır.
Daha komiği aynı bilginin farklı yerlere tekrar tekrar girilmesi. Sistem dijitalleştikçe öğretmenin işinin azalmasını beklersiniz, bazen tam tersi oluyor. Eskiden kâğıda yazılan şey şimdi sisteme giriliyor, sonra çıktısı alınıyor, imzalanıyor ve dosyaya konuyor. Dijital dönüşüm diye başladığımız yerde yazıcının toneri bitiyor.
Bence öğretmenlikte ciddi bir bürokrasi temizliği yapılmalı. Her form ve her rapor için “bunun öğrenciye somut katkısı nedir?” diye sorulmalı. Cevabı yoksa kaldırılmalı. Çünkü öğretmenin zamanı sınırsız değil. Bir öğretmene iki saat gereksiz evrak işi verirseniz o iki saati başka bir yerden alıyorsunuz: ders hazırlığından, öğrenciden veya öğretmenin kendi hayatından.
Eğitimin niteliğini artırmak istiyorsak öğretmene sürekli yeni görevler eklemek yerine bazen bir şeyleri kaldırmayı da öğrenmemiz gerekiyor. İyi eğitim sistemi öğretmeni en fazla evrak dolduran sistem değil, öğretmenin enerjisini en fazla öğrencisine ayırabildiği sistemdir.
Yanlış anlaşılmasın; plansız, kayıtsız, denetimsiz eğitim olmaz. Öğretmenin yaptığı işin bir kısmının doğal olarak bürokratik tarafı olacak. Ama burada sorulması gereken çok basit bir soru var: hazırladığımız her belge gerçekten öğrencinin eğitimine katkı sağlıyor mu? Bir belge sadece “denetimde sorulursa dosyada bulunsun” diye hazırlanıyorsa orada bir problem vardır.
Daha komiği aynı bilginin farklı yerlere tekrar tekrar girilmesi. Sistem dijitalleştikçe öğretmenin işinin azalmasını beklersiniz, bazen tam tersi oluyor. Eskiden kâğıda yazılan şey şimdi sisteme giriliyor, sonra çıktısı alınıyor, imzalanıyor ve dosyaya konuyor. Dijital dönüşüm diye başladığımız yerde yazıcının toneri bitiyor.
Bence öğretmenlikte ciddi bir bürokrasi temizliği yapılmalı. Her form ve her rapor için “bunun öğrenciye somut katkısı nedir?” diye sorulmalı. Cevabı yoksa kaldırılmalı. Çünkü öğretmenin zamanı sınırsız değil. Bir öğretmene iki saat gereksiz evrak işi verirseniz o iki saati başka bir yerden alıyorsunuz: ders hazırlığından, öğrenciden veya öğretmenin kendi hayatından.
Eğitimin niteliğini artırmak istiyorsak öğretmene sürekli yeni görevler eklemek yerine bazen bir şeyleri kaldırmayı da öğrenmemiz gerekiyor. İyi eğitim sistemi öğretmeni en fazla evrak dolduran sistem değil, öğretmenin enerjisini en fazla öğrencisine ayırabildiği sistemdir.